Skip to main content Skip to main navigation menu Skip to site footer

The Afterlife of Gender: Sovereignty, Intimacy and Muslim Funerals of Transgender People in Turkey

By Aslı Zengin

HTML PDF EPUB
Cite As:
Zengin, A. (2019). The Afterlife of Gender: Sovereignty, Intimacy and Muslim Funerals of Transgender People in Turkey. Cultural Anthropology, 34(1), 78-102. https://doi.org/10.14506/ca34.1.09

DOI: https://doi.org/10.14506/ca34.1.09

Abstract

Family and sexual/gender difference play significant roles in the organization of Sunni Muslim rituals of death, practices of mourning, and discourses of grief in Turkey. In these ritual practices, family members hold obligations and rights to the deceased, including washing, shrouding, burying, and praying for the body. These funeral practices represent the dead body in strictly gendered ways. However, when the deceased is a transgender person, his/her/their body can open a social field for negotiation and contestation of sexual and gender difference among religious, medico-legal, familial, and LGBTQ actors. Addressing the multiplicity of such struggles and claims over the deceased body of transgender persons, this article presents a mortuary ethnography that is formed through entanglements between Islamic notions of embodiment, familial order, gender and sexuality regimes, and legal regulations around death in Turkey. Rather than taking sex, gender, and sexual difference as given categories, I address them as a social field of constant and emergent contestation, which in turn marks the gendered and sexual limits of belonging in regimes of belief, family, kinship, and citizenship, and in practices of mourning and grief. I argue that death at the thresholds of sexual and gender regimes presents a space to discover novel connections between sovereignty and intimacy and to examine their coconstitution through the registers of violence endured by the gendered/sexed body.

Özet

Aile ve (toplumsal) cinsiyet farklılığı Türkiye’deki Sünni Müslüman cenaze gelenek ve adetlerinde, yas tutma pratiklerinde ve acı söylemlerinde önemli rol oynar. Cenazeyi yıkamak, kefenlemek, toprağa vermek ve cenaze için dua etmek gibi pratikler ailenin ölen mensubuna karşı sahip olduğu sorumluluk ve haklardan bazılarıdır. Bu pratikler ölen kişiyi katı bir cinsiyet ikiliği içerisinde temsil eder. Fakat ölen kişi bir trans birey ise, ölü bedenin cinsiyeti din, tıp, hukuk, aile ve LGBTQ çevreleri arasında çatışma ve müzakere alanına dönüşebilmektedir. Bu makale ölü trans bedenlerin açtığı bu çoklu hak ve mücadele alanına değinerek, Türkiye’deki İslami beden tasavvuru, aile düzeni, cinsellik ve toplumsal cinsiyet nizamı ve ölümle ilgili hukuki düzenlenmeler sarmalında oluşan bir ölüm etnografisi sunmaktadır. Toplumsal cinsiyet ve cinsellik kategorilerini sorgusuz sualsiz kabul etmek yerine, onların sürekli müzakereye tabi olan ve yeni müzakerelere yol açan toplumsal bir alan olduğunu ve böylece kişilerin din, aile, akrabalık ve vatandaşlık ilişkileri, yas ve acı pratikleri içerisindeki aidiyetliklerinin sınırlarını devamlı çizdiklerini tartışıyorum. Cinsellik ve (toplumsal) cinsiyet düzeninin çeperlerinde gerçekleşen ölümün egemenlik ve mahremiyet/yakınlık arasında kurulan ilişkiyi bizlere yeni şekillerde görme imkanı açtığını ve şiddetin cinsiyetlendirilmiş beden üzerindeki kaydına bakarak ikisinin birbirini karşılıklı olarak nasıl kurduğunu anlayacağımızı iddia ediyorum.